EcoTripSoS - Bozcaada Rehberi

Uzun Ömürlü İnsanların Adası: Bozcaada – 2

Limana doğru yol aldıkça, kitabesi olmayan Köprülü Mehmet Paşa Camisine geliyorsunuz. Önceleri halk arasında Mıhçı Camii denmiş, sonraları baştanbaşa yeniden yaptıran Köprülü Mehmet Paşa adını almış. Biraz ileride, bütün haşmetiyle Bozcaada kalesine geliyorsunuz. Önce dikkatimizi, kalenin etrafına yapılan hendek dikkati çekiyor. Kayaların üzerine oturtulan kalenin kara tarafı alınmayı engellemek için yaklaşık 10 metre genişliğinde 300 metre uzunluğunda içi, su dolu hendekle çevrilmiş. Kapısına geldiğinizde gereken ilgi ve bakımdan yoksun olduğunu hemen anlayabiliyorsunuz. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı olmadığı için, içeri girerken ödediğiniz parayı Kaymakamlığın gelir hanesine kaydedildiğini görüyorsunuz. İçeri girdikten sonra, iç ve dış kaleden oluşan bu muhteşem kalenin bahçeleriyle düzenlemesi için ilgililere büyük görev düşüyor. Cenevizliler, Bizanslılar, Venedikliler tarafından kullanılan kalenin ne zaman yapıldığı bilinmiyor. Fatih Sultan Mehmet tarafından onarılan kale, daha sonra 2. Mahmut zamanında bir onarım daha geçiriyor.1996 yılında ise, Kültür Turizm Bakanlığı tekrar restore ediyor. Fatih Sultan Mehmet’in yaptırdığı camiinin ancak temellerini görebiliyorsunuz. Kaleyi gezerken, büyükçe bir mermerin üzerine yapılan Fatih Tuğrasının büyük bir dikkatle işlendiğini görüyorum, ama bir kıyıda, herkesin göremeyeceği bir yerde sıkışıp kalmış. Eskiden eğitim, tören alanı ve kale oturanlarının evlerinin olduğu alan bugün boş bir şekilde duruyor. Yaz boyunca akşam saat 19.00’a kadar açık olan kaleyi, ada gidip görmeden dönmek büyük bir kayıp olur.

Bozcaada Gezisi

Kale arkası pansiyonların bol olduğu bir alan, burada ücretsiz otopark da mevcut. Ama daha önce dediğim gibi, sokaklar çok dar, bu yüzden arabanızı almayı tavsiye etmem. Denize gitmek için araba gerekli olsa da, her yere giden minibüsler var. Kaleden limana doğru gittiğinizde, Belediye’nin verdiği hizmetin turizm kentine yakıştığını görebiliyorsunuz. Her işletmenin önünde, fiyatları gösteren panolar, sık sık temizlenen alanlar, seyyar satıcı

olmaması, kimsenin rahatsı edilmemesi ve kâğıt poşetler dikkatinizi çekiyor.

Belediye aldığı bir kararla çevre kirliliğe neden olduğu için plastik poşetler yasaklanmış ve geri dönüşümlü kesekâğıtları uygulamaya konmuş. Her fırsatı değerlendirdiğini gördüğümüz Belediye, insanların ilgisini ada’ya çekmeyi başarmış ve umuyorum ki zaman içinde Uluslar arası anlamda çok daha büyük işler yapacaklar. Bu bağlamda, 13-14 Temmuz’da Yelken Yarışları, Haziran’ın son haftasında Şarap Tadım Günleri, 26 Temmuz’da Ayazma Panayırı, Ağustos ilk haftasında Ozan Günü ve Homeros Okuması, Eylül’ün ikinci haftasında Yerel Lezzetler Festivali düzenlenmekte. Yapılan etkinliklerle ada’ya duyulan ilgi günden güne artmakta ve turizmden daha fazla pay almaktadır. Ancak Belediye’nin tek eksiği vardı; Çanakkale’den getirilen içme suyunu taşıyan borular hala asbestti. Yat limanına geldiğimde, gelen yatçıların her tür isteklerinin karşılandığını gördüm. Uluslar arası standartlarda verilen hizmetler yerlileri olduğu kadar yabancıları da buraya çekiyordu. İnşallah biz de bir gün yat limanımızı genel geçer ölçülerle hizmete sokarız.

Bozcaada Gezisi

Yolum, limandan sonra Müslüman Mahallesindeki Alaybey Camisine düşüyor. Cami Miralay (Albay) Ahmet Ağa tarafından yaptırılmış. Kırmızı kesme taştan yapılan camiinin tavanı ahşap süslemelerle kaplı. Bahçesinde mezar taşından anlaşıldığı kadarıyla sadrazam olduğu belli olan, daha sonra Sadrazam Halil Paşa olduğunu öğrendiğim kişiye ait 14 kişilik bir mezarlık bulunuyor. Burada duamı ettikten sonra ayrılıyorum. Müslüman Mahallesi’nin de dar ve çiçeklerle dolu sokaklarını dolaşmak ayrı bir zevk veriyor.

Havanın sıcak olması sokak aralarında gezerken etkilemiyor, aksine hafif esen rüzgâr ve nemin olmaması rahatlatıyor. Sanırım, havanın etkisi insanlara da güler yüz kazandırıyor, turizmde de, Bozcaadalılar’ın samimiyetine eklenen bu güleryüz, adalılar’a iyi bir tavsiye mektubu olduğu için gelir olarak geriye dönüyor. Her yerde rastladığımız beyaz ve kara Çavuş üzümlerinin yetişmesinde toprağın verimliliği kadar, havadaki nem oranın da etkili olması Ada’nın “ Şarabın Memleketi “ adını almasına yol açmış.

Bozcaada girişinin sol tarafında bulunan Osmanlı’dan kalma en eski mezarın olduğu Aburga Ahmet Dede Türbesi eskiden denizcilerin dua edip adak adadıkları yermiş, halk hala burasını ziyaret etmekte. Biz de duamızı ettikten sonra buradan ayrılıyoruz. Gezinirken, ada’ya özgü kekik balı ile içinde badem olan, ev hanımlarının yaptığı domates reçelini görüyoruz. Ada’ya özgü karadut, incir, gelincik reçelleri gibi başka lezzetler de fark ediyoruz. Özellikle, ada’ya gelip Sakız Adası’ndan getirilen, mis gibi kokusunu hissettiğiniz sakızla yapılan muhallebi ve kurabiyeyi yemeden, sakızlı kahveyi içmeden geri dönmemenizi öneririm.

Leave a reply

Your email address will not be published.

one × 3 =