EcoTripSoS - Erzincan Anıları...

Eski Adıyla ‘Zuhma’: Erzincan

Kesin kuruluş tarihi  bilinmemekle beraber,Asur kaynaklarında,bölgenin bilinen ilk adı Zuhmadır.Erzincan adı “Eriza” ya da Aziris”’ten gelmedir.11. yüzyılda Selçuklular,Erizayı Erzingan olarak kullanmışlar ve zamanla ilin bugünkü adı Erzincan’a dönüşmüştür.

9.1.2. Mama Hatun Kervansarayı

Erzincan’a giderken, Tercan yakınlarında,hakkında pek bilgi bulamadığım bu kervansaray’ın önünde durunca,otobüsten inip,dolaşmaya başlamıştık.Kervansarayın içine girdik,dükkanlar vardı.Bilgi alabileceğim birini arıyordum, sadece Saltukoğulları  hükümdarı II. İzzettin’in kızı Mama hatun tarafından yaptırıldığını bildiğim.Kervansaray,hamam,türbe ve mescitten oluşmaktaydı. Türbenin anahtarı bulunan bir amcayı bulmuştum. Amca derya gibi bilgiliydi.Gazi Üniversitesinden Profesörlerin,arkeologların ve daha nice araştırmacıların geldiğini, kendisine sorduğunu anlatmıştı.Hemen beni alıp,mescit ve türbenin olduğu yere götürdü.Üstü mescit altı türbe olan yerin kapısını açtı,Birkaç basamakla aşağı inilen Mama Hatun’un türbesine girdim,küçük bir yerdi,ama huzur veriyordu,sanki çıkmak istememiştim.Duamı ettikten sonra dışarı çıktım.Öteki arkadaşlar da gelip, dolaşıyorlardı.Amca’ya anlatmasını isteyince başladı;

Erzincan

“ Vaktiyle bir Ermeni usta varmış ve Mama Hatuna aşık olup evlenmek istemiş.Mama Hatun da Müslüman olduğu ve Ermeni ile evlenmenin uygun olmayacağı için,evlenmeye pek yanaşmıyormuş,ustaya zorluk çıkarıyormuş sürekli.Usta’ya demiş ki,”bana hamamı,türbesi,mescidi olan bir kervansaray yapacaksın,ama tek taşı eksik olmayacak”.Usta kabul etmiş.Mama Hatun,bakmış olacak gibi değil,usta her şeyi yapıyor,Bir taş çalmış inşaattan,Usta tamamlamış.Ona bir gün yumurta pişirmiş,”bak bu yumurtalar nasıl birbirine benzer ise,kadınlar da benzer,gel benim cariyelerimden al evlen” demiş.Usta bakmış evlenemeyecek aşık olduğu Mama Hatun ile,intihar etmiş.” Mezarı da yakınlardaydı.

Bu öyküyü dinledikten sonra,dolaştırdı beni ve son derece ilginç bir şey gösterdi.Türbe ve mescidin duvarlarla çevrili bahçesinin bir köşesinde duvarın içinden gelen bir oluk vardı.Bu oluk,yaylalarda sağılan koyun ya da ineklerin sütünün toplanması için yapılmıştı,Toplanan sütler,daha sonra yumurta,pekmez ile karıştırılıp yapıların harcına konuyordu.

Etrafta bulunan mezar taşlarının tarihini okuduğumda,en son 1288 tarihini okumuştum,demek ki, kervansaray 12. 13. yüzyıllardan kalma idi. Günümüzde binaların demir ve çimentoya rağmen dayanıksız olduğu,yüzlerce yıl önce yapılan Selçuklu eserlerinin sapasağlam ayakta kaldığı düşünülürse,kullandıkları harcın önemi ortaya çıkar.

Amca’ya yardımları ve verdiği bilgiler için teşekkür ettikten sonra,Otobüsümüze binip,yolumuza koyulduk.lanius’aydılar.ında yaşamışlardıpeki,neredeydiler ?i bu restoranın çevrelerinde yaşlı birini arıy

Aşkale ve Tercan üzerinden, samsa vadisi yoluyla, basından çeşitli saldırılara maruz kaldığını okuduğum Üzümlü karakolu önünden geçerek,Erzincan’ın meşhur Ekşi su maden suları ve ılıcasına gelmiştik.Deri hastalıklarına,mide rahatsızlıklarına iyi gelen suyu içmek için ,otobüsten inen herkes koşuşturmuştu.o sudan daha etken maddeleri olan Horhor suyunu arıyordum,yakınlarındaymış.Az önce anlattıklarıma ek olarak bu suyun,diyabete de faydası vardı.Buz gibi sudan doyasıya içtim.Kükürtlü olduğu belli olan su da hafif kokusunu hissediyordum.Daha sonra gruptakilere haber verdim,herkes gelmişti.15 dakika kadar ayaklarımı soktum.Tekrar otobüse bindikten sonra,yaklaşık 40 dakika kadar ayaklarım eski ısısına kavuşmamıştı,ama bir o kadar da dinlendirmişti.

Bu kadar önemi olan suyun bulunduğu yer bakımsızdı.Tesadüfen daha sonra karşılaştığımız Belediye Başkanı’nın eşine söylediğimizde,gelecek yıl buraya geldiğinizde aynısını göremeyeceksiniz demişti.Yeni seçilen başkanın en önem verdiği yerlerdenmiş burası.

Erzincan

Buradan sonraki durağımız şehrin tepeden görülebildiği,tesislerin olduğu Esen Tepe idi.Tüm Erzincan ayak altındaydı.Manzara eşliğinde yemeklerimizi yeyip,çaylarımızı içtikten sonra,Erzincan bakırcılar çarşısına gidiyorduk.

Yer altı çarşısına girdiğimizde,her dükkanın,Erzincan’ın ünlü bakır eşyaları satılan dükkanlar vardı.Hediyelikler  alınmıştı.Bu arada,Erzincan’ın meşhur “tava” leblebisini aramak için dışarı çıktım,çok yakında buldum.Erzincanlılar’ın herkese  “hocam” diye seslenmeleri  ve sıcak davranışları hoşuma gitmişti.Hatta birine” hoca olduğumu tipimden mi anladın ?” deyince ,herkese aynı şekilde söylediklerini belirtmişti. Leblebimi aldım Leblebicilik Erzincan’da 200 yıldır bilinmekteymiş. Leblebiciliğin piri de,1221-1291 yılları arasında,daha sonra Terzi Baba Türbesi yakınında,mezarını göreceğim “Leblebici Baba” imiş.

 9.1.3 Girlevik Şelalesi

Geri dönüp,tekrar  “Girlevik” Şelalesi’ne gitmek üzere yola çıktık.Erzincan’ın,doğal bitki örtüsü ve güzelliklerine sahip bu mesire yeri,merkezden 30 kilometre uzaktaydı.Görülmeye değer bir yerdi.Otobüsten indiğinizde,serinliği hissediyordunuz.Her tarafa piknik yapmak için yayılan insanların arasından geçerek,şelaleye gelmiştik.

Üç katlıydı,ama ,biz iki katını görüyorduk,gürüldeye gürüldeye akıyordu yüzümüze,sulardan kopan su damlacıkları geliyordu.Kışın buz tırmanıcılığı sporu yapılmaktaydı.Görüntü,Kanada’da bulunan Niagara şelalesinin küçüğüydü sanki.Sulak alanlarda,yüksekçe otlar arasında bulunduğunu öğrendiğimiz “ Kene”ye karşı,tedbir olarak,toprak alanlardan yürüyorduk,suların dibinde,gürültüyle akan suyun sesini duymak,serinlemek hoş bir duyguydu.Yaklaşık bir saat kadar kaldık ve Erzincan’ın önemli ziyaret yerlerinden “ Terzi Baba”ya doğru yola çıktık.

Summary
Eski Adıyla 'Zuhma': Erzincan
Article Name
Eski Adıyla 'Zuhma': Erzincan
Description
Erzincan Rehberi... Mama Hatun Külliyesi nerededir? Girlevik Şelalesi nerede? Erzincan'ın eski adı nedir? Öğrenmek için tıkla!
Author

Leave a reply

Your email address will not be published.

five × 1 =