EcoTripSoS - Erzincan Anıları...

Eski Adıyla ‘Zuhma’: Erzincan ve Safranbolu (2)

Terzi Baba

Asıl mesleği terzilik olduğu için “ Terzi Baba “diye anılan bu zat’ın türbe alanına girdiğimizde,Erzincan Belediyesi tarafından son derece bakımlı hale getirildiğini,her yerin çiçeklendirildiğini gördüm.Kesme taştan yapılmış türbe ve çevresi tertemizdi.Türbe’ye ulaştığımda ,ortada olan büyük olanı Terzi Baba’ya diğer küçükleri ise yakın müridlerine aitti.Bahçede dolaşırken,Leblebinin piri olan “ Leblebici Baba’nın mezarını da buldum.

Asfalt olan yola çıktık,Karşı çaprazda Şehitlik vardı.Burada,yol yapmak için kazı yapılırken,bir şehit asker bulunmuştu.Askerin elinde olan tüfek alınamıyordu.O dönemin komutanı,rahmetli Org.Selahattin  Demircioğlu’na haber verirler.O’da abdestini alıp,buraya gelir ve  önce esas duruşta şehidi selamlar,sonra da “ ver evladım silahını” deyince,şehit askerin eli açılır ,silahı verir. Bu olayı bölge halkından dinleyince tüylerim diken diken olmuştu. Bu alanlarda, şehitlerimizin ve Terzi baba’nın ruhuna dualarımızı ettik ve tekrar yola koyulduk.Sadece çay ve yemek molası vererek Safranbolu’ya kadar gidecektik.Yorucu bir yolumuz vardı.Güneş yavaş yavaş batmaya başlamıştı.

erzincan merkez

Erzincan,Refahiye,Tokat,Reşadiye,Niksar,Amasya,Taşova ve Suluova,Merzifon yoluyla,Kastamonu Tosya’ya gelmiş,çay ve ihtiyaç molası vermiştik.Kısa bir moladan sonra,Ilgaz dağlarından geçerek Safranbolu’ya varmıştık.adına şarkı bestelenen,”Ilgaz,sen Anadolu’nun en yüce dağısın” denilen Ilgaz’ı gece karanlığında görememiştik.Karabük’e ulaştığımızda sabah oluyordu.Sabah kahvaltımızı Safranbolu’da yapacaktık ve daha sonra da ilçeyi gezecektik.Safranbolu^’ya ulaştığımızda,dükkanlar yeni yeni açılmaya başlamıştı

Safranbolu

Tarihçi Herodot’un belirttiğine göre;Paflagonya bölgesinde yer alan Safranbolu’nun uzun bir yerleşim geçmişi vardı,Hititler’den başlayarak,Osmanlılara kadar çeşitli uygarlıkların izlerini bıraktığı ilçe’de Trakya’daki Tümülüslere benzeyen,ancak Traklar’la akraba Frig Tümülüsleri olduğunu sandığımız Tümülüslerdi bunlar.

safranbolu

Selçuklular döneminde “Zalifre” diya adlandırılan şehir,1416 tarihinde Osmanlıların yönetimine geçtikten sonra,yürekler yerleştirilmiş ve “Zağfiran bolu”adını almıştır.Daha sonra da bu isim “Safranbolu”ya dönüşmüştür.

Kahvaltılarımızı ettikten sonra,hediyelik eşya satan dükkanların bulunduğu,eski Safranbolu evlerinin olduğu bölgeye gittik.Safranbolu’da,yazın bağlar semtinde oturulur,kışın da,eski Safranbolu evlerinin olduğu,eski Safranbolu’ya geçilirdi.Sokaklarında Arnavut kaldırımlarının bulunduğu,ahşap mimarinin en güzel örneklerinin kullanıldığı bu evler 18.yüzyıldan kalmaydı.

Kültür mirası,tarihsel doku içerisinde çok iyi korunmuştu.UNESCO ve AB tarafından da koruma altına alınmış,çeşitli destekler sağlanmıştı.Dükkanların bulunduğu sokakları gezerken,dikkatimi saat 09.30 olmasına rağmen,açılmayan dükkanlar çekmişti.

Labirent gibi,daracık sokakların arasında gezinirken,dükkanların geç açılma nedenini sorup sohbet edebileceğim bir esnafa rastlamıştım.” Ekonomik krizin kendilerine dokunduğunu,eskiden iğne atsanız yere düşmeyecek olan bu yerlere artık eskisi gibi müşteri gelmediğini,Safranbolu’ya adını veren Safran bitkisinin bile İran’dan geldiğini,Safran ekiminin azaldığını” söylemişti.Otantik eşyaların satıldığı bu çarşıda gezinmek oldukça keyif vericiydi.

Çarşıyı gezerken,İzzet Mehmet Paşa Camiine girmiştik.Bahçesinde 4-5 tane ulu çınarın olduğu bu camide “günes saati” bulunmaktaydı. Kısa çizgilerinin dakikayı,uzunların da  saat başını gösterdiği bu saat mermer üzerine işlenmişti.Sabah 05 ile akşam 19.00 arasını gösteriyordu.

Bahçesindeki çınarlar,Osmanlı döneminde,saraya yakın olan ya da saray mensubu olan kişilerce ekilirdi.Çınar Osmanlılarda önemliydi,devletin çınar ağacı gibi uzun ömürlü olacağının göstergesiydi.Üstelik o dönemlerde paratoner olmadığı için,yıldırımı çeksin,yapıya bir şey olmasın diye yapının bahçesine ekilirdi.

Camiden sonra, Kaymakamlar Konağı’na geçmiştik.

Kaymakamlar Konağı

Ev adını,kışla komutanı Hacı Mehmet Efendi’ye yarbay karşılığı kaymakam denmesiyle almıştır.Toplam üç katı olan konağın en alt katı ahır olarak kullanılmıştır.Ahır kapısının ilginç bir özelliği vardı,kimsenin,görünmediği için, kolay kolay açamayacağı bu kapının,en üst kısmında bir parmağın girebileceği deliğe,parmağınızı soktuğunuzda kapı açılıyordu.

Misafirler geldiğinde,haremlik selamlık olarak kullanılıyordu.Odalarında normal bir çekirdek aile barınabilirdi.Karşılıklı olan odaların kapılarından,kapılar açılsa bile,bir odadan diğeri odanın içini görmeniz imkansızdı.Perdeleme sistemi gibi bir sistem kullanılmıştı. Bazı pencere camlarının orijinal olduğu,pencerelerden dışarısı rahatça görülüyor,ama,dışarıdan içerisi görülmüyordu.Tavan süslemeleri zenginlik göstergesiydi.Çocuk odalarının tavanlarına,çocuklar uyurken dikkatini çekip uykuları dağılmasın diye süsleme yapılmamıştı.

Konak’tan çıkıp,yapı ve görüntü itibarıyla,Tekirdağ  eski Belediye ve Edirne Belediye binasına benzeyen Eski Hükümet konağına geçmiştik.Safranbolu halkının detekleriyle 1904-1906 yıllarında tamamen kesme taştan yapılmıştı.Kale denen tepeye yapılmıştı.Kale’de “Saat Kulesi,Cephane Binası ve Cezaevi Binası” bulunmaktaydı.

Tekrar otobüsümüze binip,Safranbolu’nun bir tür açık hava müzesi olan Yörükköy’e doğru yola çıktık.

Summary
Eski Adıyla 'Zuhma': Erzincan (2)
Article Name
Eski Adıyla 'Zuhma': Erzincan (2)
Description
Erzincan'da görülecek yerler... Terzi Baba Türbesi, Kaymakamlar Konağı, Safranbolu... Erzincan rehberi...
Author

Leave a reply

Your email address will not be published.

5 × three =