EcoTripSoS - Erzurum Anıları...

Doğu Anadolu – Erzurum

Rize’de bulunduğumuz süre içerisinde, Yerel adıyla Likapa,yani Yaban Mersini ve Karayemiş ( Taflan ) aramıştım.Ama,bu mevsimde bulunmadığını,Eylül aylarında çıktığını öğrenmiştim.Göz yorgunluklarına,retina’ya,göz tansiyonuna iyi gelen,kollestrolü ve şekeri düşüren Likipa ile,idrar söktüren,hemoroid, insülün,bağırsak tembelliklerine,egzamaya iyi gelen,sigara bıraktıran,şekeri düşüren, iyi bir antioksidan olan Karayemiş sadece bu yörede yetişiyordu.Rizeliler Likapa deyince çok şaşırmışlardı.genel adı Yaban Mersiniydi.Herbal ürünlere olan ilgim nedeniyle biliyordum bu adı.

Tüm güzellikleri arkamızda bırakarak,artık Rize’den çıkıyorduk.sadece aklımda 3800 kilometrelik tünelin kaldığı,bir çok tünelden geçmiştik.Otobüsümüz Hopa’dan Borçka’ya dönüyordu.Karadeniz’in tüm güzelliklerini geride bırakmanın hüznü sarmıştı.

Erzurum

Borçka, adını Kuman boylarından  bir yerleşim yeridir.Macar kaynaklarında Borçsol olarak gösterilen Borçka,Kuman beylerinden Borçoğlu’nun kurduğu bir yerleşimdi. Kumanlar’ın etkisi hala hissediliyordu.Küçük bir yerleşim yeriydi,durmadan geçtik. Tortum nehri artık görünmüştü. Artvin’e yaklaşmıştık.

Artvin’i görebilmek amacıyla,şehir içine girmek istedik.Tortumun kıyılarından,şehre döndük.Döne döne çıkıyorduk,ama,şehir merkezine,otogara bir türlü ulaşamıyorduk.Tepede kurulmuş bir şehirdi.Her virajı döndüğümüzde,yeni bir viraj karşımıza çıkıyordu.Nihayet,otogar’a varmıştık.Geldiğimiz yol ve Tortum kuşbakışı olarak muhteşem görünüyordu.Arazisi olmayan,adeta Mezopotamya uygarlıklarının Zigguratlarını hatırlatan bu şehir insanlarının neden yüksek oranda Üniversite eğitimi aldıklarını daha iyi anlamıştım.Çünkü başka seçenekleri yoktu.

Şehirde görülebilecek bir yer bulunmuyordu.Sadece,Boğa güreşleri ve festivalin yapıldığı Kafkasör yaylası vardı.Bulunduğumuz yerden şehrin en tepesine iki basamak kalmıştı.Tüm çıktığımız katların 14 tane olduğunu saymıştım,demek ki şehir 16 basamaklıydı.otogar’da,çay ve ihtiyaç molasının ardından,zorlu bir yolculuğa çıkacaktık.

Otobüsümüz tekrar geldiği yoldan,döne döne Tortum’un kıyısına indi.Zaman zaman Tortum bizden çok aşağıda kalıyor,yol ve baraj inşaatında çalışan kamyonlar adeta bir karıncaya benziyordu.Oldukça yatırım yapılıyordu baraj ve yol inşaatı için.Zeytinlik ve Uzundere kasabalarını geçtik.Tortum ilçesinin de yakınından geçerek,şimdiye kadar görmediğim,geçmediğim bir yola girmiştik.Tortumun kıyısında ilerleyen stabilize yoldan gidiyorduk.yer yer Tortumu göremiyordum.Bırakın Tortumu,her iki tarafı kayalık dağlardan oluşan yoldan gökyüzü görünmüyordu.Son derece ürperticiydi,ama güzeldi.Hiç yeşil bir alan görmek mümkün değildi.

Bazen,kayalıkların arasından dar yolların olduğunu görüyordum.Filanca köy 5 km gibi tabelalar asılıydı.Buralarda,eğitim veren öğretmenlerimiz,varsa sağlıkçılarımız,kim bilir ,ne zor koşullarda görev yapıyordu.

Otobüsümüz arıza yapsa kimse sesimizi duymazdı,Hastası olan köylüler,acaba hastaneye hastalarını götürebiliyor muydu? Bu duygularla yol alırken bir yandan da , otobüs ilerlerken, daha önce hiç görmediğim bu yerlerin fotoğraflarını çekiyordum.Güneş kaybolmaya yüz tutmuştu.Erzurum’a yaklaşmıştık.Akşam saatlerinde Anadolu’nun çatısı denilen,Türkiye’ye 1945 metre yüksekten bakan Erzurum’a girmiştik.Hepimiz yol yorgunu ve açtık.Kalacağımız Palandöken Turizm Otelcilik Anadolu Lisesinin Uygulama Oteline gittik,eşyaları bıraktıktan sonra,yemek yemek üzere dışarı çıktık.Otobüsten indiğimizde soğuk olacağını biliyordum,yanımıza hırka almıştık.Otobüsten inip tedbirli olmayanlar üşümüştü.Soğuğa sormuşlar “ Nerelisin? Aslen Erzurumluyam,ama Sivas’ta eğlenirem” demiş.Gerçekten de Haziran sonu olmasına rağmen üşütüyordu geceleri.Yol yorgunuyduk hepimiz.Yemeklerimizi yedikten sonra,sabah görülecek yerleri dinlenik görmek için otelimize döndük ve istirahate çekildik.

8.1. Erzurum

Erzurum

Erzurum’ un eski adı ” Erzenelrûm ” olarak bilinir. Siirt’in batısında yaşayan Erzen halkı , Selçuklular devrinde buradan alınarak, bugün ki Erzurum’ un bulunduğu yerde bulunan küçük bir kasabaya yerleştirilmiştir. Bu kasabaya yerleşen Erzen halkı yaşadıkları bu yeni vatana daha önceki yaşadıkları yerin adını vermişlerdir. Ancak, iki Erzen halkı karışmaması için, buraya ” Anadolu Erzeni” demek olan “Erzenel – Rûm” , ötekine de “Diyarbakır Erzeni” anlamına gelen “Erzen’ül Amid” adını takmışlardır. Bir başka söylentiye göre, şehrin surlarının yüksek ve sağlam oluşuyla, buraya, Anadolu’ nun en yüksek yeri demek olan “Elzenel-rûm” denilmiştir. Bizans devrinde ise adının ” Teodos şehri ” demek olan ” Teodosyopolis ” olduğunu yazarlar.

Nihayet,dadaşlar şehri,Erzurum’daydık.Erzurum yöresinde büyük ağabey’e verilen bir ad olan dadaş,yiğit,mert,cesur anlamında da kullanılmaktaydı.Sabah,kahvaltıdan sonra,dadaşların kentini dolaşmaya çıktık.Önce, Oltu taşının parlatılmasında kullanılan,tebeşir tozlarının çıkarıldığı Palandöken’e çıktık.Kayak alanlarını gezdik,iyi tesislerin bulunduğu,uluslar arası açılım yapmaya çalışan bir yerdi.Bir süre,Erzurum’a baktık.Rotamız,Erzurum merkezde bulunan tarihi ve turistik mekanlardı.

8.1.2. Çifte Minareli Medrese

Erzurum Çifte Minareli Medrese

Erzurum’un simgelerinden Çifte Minareli Medrese’nin kitabesi olmadığından, gerçek adı ile ne zaman yapıldığı kesin olarak bilinmemektedir. Kuvvetli ihtimal Medrese’nin “1250’li yıllarda Çifte Minareli Medrese’nin Selçuklu Sultanı Alâeddin Keykubad’ın kızı Hüdavent Hatun tarafından yaptırıldı” şeklindedir. Bu nedenle medrese Hatuniye Medresesi diye de adlandırılmaktadır.Açık avlu medreseler planında, kesme taştan, iki katlı, dört eyvanlı yapı, özellikle ön cephesindeki süslemeleriyle dikkat çeker. Bitkisel motifli rizlerle çevrili taç kapıda görülen hayat ağacı, kartal ve ejder motifleri Orta Asya kökenli olduğu bilinir. Cephede minare kaideleri öne doğru çıkıntılıdır. Minare kaidelerinin alt ön kısmında iki “Selçuk Arması” vardır. Batıdaki armada, altta ağzını açmış iki yılan, ortada dilimli bir yaprak, bunun üstünde çift başlı bir kartal vardır. Doğuda bulunan simetriğine yaprak ve kartal işlenmemiştir.

“Fakülte Karşılığı” tedrisat yapan Çifte Minareli Medrese mimari yapısı taş oyma ve kabartma ve çini süslemeleri ile muhteşem bir şaheserdir.
Sultan 4. Murat tarafından bir süre tophane olarak kullanılmış daha sonrada kışla olarak kullanılmıştır.

Böylesine değerli,yüzlerce ziyaretçinin dolaştığı Medrese çevresinde,oturup dinlenecek bir alanın bulunmaması,ve alanın yeterince yeşillendirilmemiş olması şaşırtmıştı beni,çok yakınında da Ulu Cami gibi heybetli bir yapı vardı.

Daha önce, Trabzon Ayasofya’da  gördüğümüz, iki başlı Batı Roma figüründen  farklı olması için tek başlı yapılan kartal figürü,burada iki başlı olarak karşımızdaydı.Çift başlı kartal çeşitli yerlerde karşılaştığımız bir figürdü.Bu kartal,Türk’lerde önemliydi.

Summary
Doğu Anadolu - Erzurum
Article Name
Doğu Anadolu - Erzurum
Description
Erzurum Rehberi... Erzurum'da görülecek yerler nelerdir? Çifte Minareli Medrese Nerededir? Zigurrat nedir? Artvin nasıl bir şehir? Öğrenmek için tıklayınız...
Author

Leave a reply

Your email address will not be published.

two × one =