EcoTripSoS - Karadeniz Rehberi...

Karadeniz Notları 2 – Samsun

3.1 Samsun

            M.Ö.750-760 yılları arasında İon şehir devletlerinden Miletoslular (Millet) tarafından Amisos adı ile kurulmuş küçük bir yerleşim merkezi olan  Samsun, daha sonra Pers, Makedonya, Pontus, Roma, Bizans, Danişment, Selçuklu ve Osmanlı  hakimiyetinde  kalmıştı.

Düzenli,modern bir şehir izlenimi veren Samsun tüm sıcaklığıyla karşılamıştı bizi.Yapılan hizmetler göze çapıyor,Gaziye yaraşır görüntü veriyordu

Samsun Gazi Müzesi

3.1.2.   Gazi Müzesi

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Ulusal Mücadeleyi başlatmak için 19 Mayıs 1919’da ayak bastığı  Samsun’u bir an önce görmek için sabırsızlanıyordum.Otobüsümüzü uygun bir yere park ettikten sonra,önce öğretmen evinde öğle yemeğimizi yedik,daha sonra da, Atatürk’ün  kaldığı,O’nun kullandığı eşyalarla fotoğrafların sergilendiği  Mıntıka Palas oteline geçmiştik.Otel daha sonra Gazi müzesine çevrilmişti.Yunanistan’ın Selanik şehrinde O’nun doğduğu evi gezerken aldığım heyecan ve içimden geçen duygunun aynısını burada da yaşıyordum.İki katlı olan bina ve içindekiler etkileyiciydi.

3.1.3.      Samsun Arkeoloji ve Etnoğrafya Müzesi

Müzeden çıktıktan sonra,Samsun Arkeoloji ve Etnoğrafya Müzesine geçmiştik.Antik Amisos kentinden çıkarılan bulguların sergilendiği bir müzeydi.Kalkolitik,Tunç Çağı,Hitit,Bizans dönemlerine ait buluntularla bahçesinde Roma ve Osmanlı dönemine ait buluntular sergilenmişti.İçlerinde en çok etkilendiğim MÖ 3. bin yıldan tarihlenen ameliyatlı kafatasları olmuştu.Bunları görünce aklıma,Çin’in Uygur bölgesinde yaklaşık 12-13 bin yıl önce kafatası ameliyatlarında kullanılan aletler ve bu aletleri geliştirip,modern teknolojiye uyarlayan,aletin kendi adıyla anıldığı, yüz akımız Beyin Cerrahı Prof Dr.Gazi Yaşargil gelmişti…

Müzede yaptığım incelemede Traklara ait bir iz bulamamıştım,gerçi çevrede,özellikle İkiztepe bölgesinde bulunan Höyükler vardı, muhtemelen de Hititlere aitti,çünkü müzede Traklarla ilgili buluntu  görememiştim. Gördüğüm altın diadem Tekirdağ Etnografya Müzesinde sergilenen Trak prensi Kersobleptes’in  diademinden (tacından )farklıydı.Üstelik, Traklar Bulgaristan üzerinden Odris krallığını kurunca,Trakya’ya ve Yunanistan’a ilerlemiş ve Anadolu’ya geçmemişlerdi.Ama bunun tam tersi olarak, İskitler Trakya’nın Vize taraflarına gelmişlerdi.

Bandırma Vapuru

3.1.4.      Milli Mücadele Meydanı ve Bandırma Vapuru

Müzeden sonra, Milli Mücadele Meydanına yürüdük.Bandırma vapuru ilk günkü heybetiyle karşımızdaydı.Milli Mücadelenin anlatıldığı Seramik ve bronz rölyefler,askeriyle,efesiyle,Karadenizlisiyle,Erzurumlusuyla,tüm ulusun birlik ve beraberliğini temsil ediyordu.Alan çok güzel düzenlenmişti.Emeği geçenleri burada kutlamak gerek.

Mustafa Kemal,Haydarpaşa açıklarında işgal kuvvetleri donanmasını gördüğünde,”Geldikleri gibi giderler” demişti.  Ordu müfettişiyken verilen görev sonucu,18 arkadaşıyla birlikte Bandırma vapuruna binmiş,herhangi bir suikast ihtimaline karşı kıyıya çıkması kolay olsun diye kıyıyı izlemiş ve üç gün içinde Milli Mücadeleyi başlatacağı Samsuna 19 Mayıs 1919’da. varmıştı.Kendimi kutsal topraklara gelmiş gibi hissetmiştim.Vapurun içi çok güzel düzenlenmişti,balmumu heykeller ayrı bir güzellik katıyordu. Sadece galoşların giyildiği alan darlığa neden oluyordu.Vapurun içini gezerken,verilen mücadelenin o günkü koşullarda ne kadar zor olduğu çok iyi anlaşılıyordu.Vapuru gezenler adeta büyülenmiş gibi Milli Mücadelenin zorluğunu daha iyi anlıyordu..

Tüm hayatini ülkesinin kurtuluşuna ve uygarlaşmasına harcayan,elinde her tür fırsat bulunan O yüce insan sadece ve sadece milletinin bağımsızlığını isteyerek,milletini canından aziz bilmişti.

O’nun aziz hatırası önünde bir kez daha saygıyla eğiliyorum…

Alan gezildikten sonra, Ordu’ya doğru yola çıkmıştık.Otobüste herkes,vapurdan ve Samsunun güzelliğinden bahsediyordu.Keşke zaman olsaydı,daha fazla gezebilseydik bu havası sıcak,insanları sıcak kenti.Artık Karadeniz insanın sıcaklığı,sevecenliği ve misafirperverliği hissedilmeye başlamıştı.

Yeşilırmak deltasının bulunduğu Çarşamba ovasını geçmiştik.Terme’ye yaklaşmıştık.Yazımızın başlangıcında Amazon bahsine tekrar döneceğimi belirtmiştim.İşte,Terme bir Amazon kentiydi.

Samsun Sahil

3.1.5. Terme

Zamanın kısıtlı olması nedeniyle Terme’de durmadık.Samsun’dan önce var olan Termenin ilk adı Termesos ya da Termedon’du..Hititlerin bu bölgede yaşadığı biliniyor.

Trakya ve Tekirdağ hakkında bize bilgi veren Romalı tarihçi Procopius MÖ.12.yüzyılda yaşayan kadın savaşçı Amazonların Kafkaslardan geldiğini yazıyor.Yine bölgemizle ilgili bilgileri aldığımız tarihçi Heredot,sağ göğüslerini bir bronzla  sağ omuz ve kolun gelişmesini sağlamak için dağladıklarını yazıyor.Termedon ( Terme) çayı kıyısına yerleşen Amazonlar,savaşta esir aldıkları erkeklerle nesillerini devam ettirmek için birleşir, sonra da erkeği öldürürlerdi,Doğacak çocuk erkek ise ya sakat bırakır ya da öldürürlerdi.Doğan kız çocuğunu ise kısrak sütü ve kudret helvasıyla beslerlerdi.Kestikleri göğüsleriyle tapınakları süslerlerdi.

Kimi tarihçiler göre ataları Samatyalılar olan Amazonlar,İskitlere komşu idiler.Amazon inanç sistemine göre;savaşta üç erkek öldürmeyen Amazon kadını bir erkekle beraber olmazdı.Savaş tanrısı Artemis’e tapan  Amazonlar çift taraflı balta kullanırlardı.Bu balta örnekleri yapılan kazılarda bulunmuştur.

Ünlü TV dizisi Zeynanın Termeli Amazonlardan olduğu bilinmektedir.Her yıl adına festivaller düzenlenen Amazonların daha fazla araştırılmasına ve  onların ilk yerleşim yerleri olan Terme-Gölyazıda yapılacak arkeolojik kazılara ihtiyaç vardır.

Kimi yazarlara göre, Amazonlar Trak kavmiydi,ancak Tekirdağ’ın kuruluşu ve Traklar hakkında bize ayrıntılı bilgiler veren Xenophon’un Anabasis-Onbinlerin dönüşü adlı adlı eserinde Amazonlarla ilgili hiçbir bilgiye rastlayamadık

Termeyi geçtikten sonra, ilk çay molamızı vereceğimiz yer olan Ünye’ye yaklaşmıştık.

Leave a reply

Your email address will not be published.

2 × three =