Safranbolu - Yörükköy

Safranbolu – Yörükköy

11. Yörükköy: Aracımızı biraz köy dışında bıraktıktan sonra ,yürüyerek köye girmiştik. Köyün kuruluşunun 14-15. yüzyıla kadar uzandığı söyleniyor. Köyün yerlileri kendilerini “Oğuzlar”ın Kayı boyunun “Karakeçili” aşiretine bağlıyorlar. Bazı kayıtlar ise kökeni Orta Asya’da olan ve “Taraklı” adlı bir topluluğun devamı olduğunu belirtiyor.Sipahioğlu konağının dedelerinden kendilerine kaldığını ve bu kültürü yaşatmak için her şeyi yapacaklarını söyleyen,konak yöneticisi delikanlıyla yaptığımız sohbet sonucu,delikanlı bana bir de soy kütüklerini gösteren şema vermişti.Daha öncen rezervasyon yaptırılıp gelinirse,gözleme yapabileceklerini söylemişti.

Yörük Köyü’nün kuruluş hikayesi şöyle: Hüseyin-Hacı-Davut isimli üç kardeşin yönetimindeki Yörük aşireti Orta Asya’dan dağılan Oğuz Türkleri’nin Karakeçili aşiret kollarından biri. Üç kardeşin en büyüğü Hacı Hüseyin ve beraberindekiler bugünkü Yörük Köyü’nün orta mahallesindeki Hafız Pınar’ı olarak bilinen, halk arasında “Çökön” ismiyle anılan alana çadırlarını kurup yerleşmişler.Bu pınarı bulup,resim çekebilmiştim. Hayvancılıkla uğraşan Yörükler’e zamanla meralar yetmez olmuş. Kardeşlerden ikincisi Hacı grubuyla “Hacılar Obası Köyünü”, üçüncü kardeş Davut da etrafındakilerle beraber “Davut Obası Köyünü” kurmuşlar.

safranbolu

Köyün 750 yıllık geçmişi vardı. Yörük köyünde en eski ev 450, en yenisi ise 90 senelik. 450 yıllık “Obabaşı Evi” günümüze “Obabaşıgil” olarak değişerek gelmiş ve halen en eski ev olma unvanına sahip. Bahçeli bir mekanda,gözleme açan kadınları izleyerek,gözlemelerimizi beklemiştik.Tadına doyulmaz lezzetteki bu gözlemelerin birini yiyen bir tane daha istiyordu.Yanında da,nefis yayık ayranı iyi gidiyordu. Gözlemelerimizi yedikten sonra,artık kullanılmayan ahşap camii görmeye gittik, cami kaplıydı,dışarıdan gördük.

Buralarda gezerken,evlerin kapı tokmaklarından bahsetmeden geçemeyeceğim. Kapı tokmakları haber ve mesaj vermek için kullanılıyor. Tokmaklara bağlı ip ve bezlerin değişik anlamları var, tokmaktan tokmağa dolanan ip, evde kimse yok, ip aşağı sarkıyorsa ev sahibi evde anlamı taşıyor.

1879 yılında yapılıp 1996 yılında onarım gören şimdi sanat galerisi olarak kullanılan yüzyılda Sipahioğlu sülalesi tarafından yapıldığı belirtilen “ Genel Çamaşırhane” de bölgeye gelen turistlerin en çok ilgi gösterdiği mekanların başında yer alıyor. Yörük Vakfı tarafından 1996’da onarım gören çamaşırhane içindeki orijinal kazanlar, çamaşır yıkama tahtaları ve deterjan yerine çivitler kullanılmış.köy gelinleri burada seçilirmiş.Çamaşırhanenin,yıkama yeri,12 köşeydi ve bu da 12 imamı temsil ediyordu.

Köyün bir de “Aşk Hikayesi” vardı; Anlatılanlara göre, yakınlardaki Konarı Köyü’nden güzel bir kızla, bu civarlarda konup göçen yörükler’den yakışıklı bir delikanlı, birbirlerine aşık olmuşlar. Kızı babasından istemişler ama kızın babası, “yörükler” göçebe diye kızını vermek istememiş. Oğullarının bu aşkla yanıp tutuştuğunu gören yörük ailesi, hiç olmazsa oğlan kızı görebilsin buraya yerleşmişler.Sürekli olarak buluşan iki genç, sonunda kaçmaya karar vermişler ve köyün yakınındaki “Dipsiz Göl”ün olduğu yerde sözleşmişler. Delikanlı gölün olduğu yere gidip beklemiş. Belirli bir süre sonra umudunu kesmiş ve “onsuz bana yaşam haram” deyip, Dipsiz Göle atlayıp intihar etmiş. Bir zaman sonra kız buluşma yerine gelmiş. Bakmış sevgilisi yok. O da beklemiş. Bir zaman sonra o da umudunu kesmiş ve aynı şeyleri söyleyip o da kendisini göle atmış.. Gölün dibine ulaşılamadığını söylüyor köylüler. İnsanın canının ayrılmak istemediği,bu müze köy’den Amasra’ya doğru gitmek üzere ayrıldık.

safranbolu evi

Bartın’ı geçince,kaptan, daha önce gittiğim,son derece virajlı,döne döne Amasra’ya inen yol ayrımına gelince,Kurucaşile’ye giden yola devam etmişti.Sonra,Amasra’ya dönmüştü,Bu yoldan daha önce geçmemiştim,öteki yola tercih edilebilecek düzgünlükteydi. Fatih Sultan Mehmet’in, “Bakacak tepede” atını durdurarak,lalası’na dönüp,”Lala,Lala,burası Çeşm-i cihan mı ola? (Dünya’nın gözü mü ?)” diye sorduğu,güzel Amasra’ya varmıştık. Önce bir tekne gezintisi yaparak 3000 yıllık Amasra’nın güzelliğini,Ceneviz kalesini denizden seyretmiştik. Gezinti bitince de,yemeklerimizi yemek üzere,bir restoran’a geçmiştik.Burada Amasra’nın meşhur,görüntüsüyle insanın iştahını açan,salatasını yememek olmazdı.Yemeklerimizi yedik ve sahildeki çay bahçelerinden birinde keyifle çayımızı yudumladık.

Artık,Tekirdağ’a doğru yola koyulma zamanıydı.Otobüsümüz,dönüş yolunda,keskin virajlı,bakacak tepenin bulunduğu yolu izlemişti. Bartın ve Karabük’ü geçtikten sonra başlayan şiddetli yağmur,görüntüyü engelliyordu.Sanki gök yarılmıştı,bardaktan boşanırcasına yağan yağmur altında ilerliyorduk.Gerede yakınlarına kadar geldik,çay molası verdik.Burada öğrendiğimize göre,yolcu otobüslerinden birine yıldırım düşmüştü.İzmit’te yağmur kesilmişti,Tekirdağ’a vardığımızda sabah saat 04 olmuş,güzel anılarla geride bıraktığımız gezimiz son bulmuştu.

Umarım,bu yazı dizimiz,anlattığımız bölgelere gidecek ve de bu konuda araştırma yapanlara biraz yardımcı olacaktır.Bölgeleri,tarih ve turizm yönünde anlatmaya çalışırken,fazla derine girmemeye özenle dikkat ettim.Burada yapmaya çalıştığımız,bilgilendirmekten öteye geçmesin istedim.Her tarafı kültür ve tarih hazineleriyle dolu olan ülkemizin tanıtımına katkıda bulunmak, birey olarak bizlere büyük sorumlulukları da beraberinde getirmektedir.Bu sorumluluğun bilincinde olarak,ülkemizi tanıtalım,tanıyalım ülkemiz güzelliklerinin keyfini yaşayalım. .

Summary
Safranbolu - Yörükköy
Article Name
Safranbolu - Yörükköy
Description
Safranbolu anıları... Yörükköy nerededir? Çökön Nedir? Yörükköy çamaşırhanesinin önemi nedir?
Author

Leave a reply

Your email address will not be published.

seven − four =