EcoTripSoS - Uçuş Efsaneleri

Binen Binmeyen Herkes İçin 8 Uçuş Efsanesi

Uçaklar artık hayatımızın ayrılmaz birer parçası. Eski Türk filmlerinde sadece kötü niyetli zenginlerin bindiği bu koca makinaya bugün havayolu şirketleri sağ olsun hepimiz gönlümüzce binip, ‘Ben sadece kırmızı şarap alacağım…’ diye gözlerimizi kısarak yan tarafta oturan kıza şovumuzu yapabiliyoruz (Artık o da olmuyor ya, neyse…). Bu şekilde başarıya ulaşan erkek de yoktur zaten, neyse, konumuz bu değil. Konumuz şu, uçaklar ve uçuş güvenliği hakkında sürekli söylenegelen bir takım şeyler var ve bunlar o kadar sıklıkla söylenmiş ki, artık hepimiz inanır hale gelmişiz. Peki bunların hepsi doğru mu? EcoTripSoS – Ucuz Tatil Rehberi olarak uçuş efsanelerini incelemeye alıyoruz. En çok paylaşılan ve en tutarsız olan 8 tanesi için okumaya devam edin.

Uçuş Efsaneleri

1. Seyir halindeki uçağın kapısını açarsan uçak düşer!

Amerikan aksiyon filmleri sağ olsun, ‘Uçakta Dehşet’ kabilinden hızlıca bir film seti oluşturulur, hava korsanlarımız ya da cengaver yolcular illa ki o kapıya bir veya bir kaç kez dadanırlar. Oynamasana kardeşim aletin orasıyla burasıyla! Bak açtın kapıyı, kabin basıncı düştü, uçak çakıldı, öldük! Beğendin mi yaptığını?

Peki kazın ayağı öyle mi? O cengaver dostumuzu bir kere kenara çekip konuşalım, anlatalım. Uçağın içindeki ve dışındaki basınç oranı birbirinden öylesine farklıdır ki, değil Don ‘The Dragon’ Wilson, Zangief gelse açamaz o kapıyı. Herhangi bir insan o denli büyük bir basınç altındaki kapıyı açmak bir yana, hafifçe kımıldatamaz bile. Geçtik…

2. Uçağın penceresinde açılan delik herkesi içine çeker!

Ah o Amerikan filmleri yok mu… Kapıyı kurcalayıp beklediğini bulamayan hava korsanı kardeşimiz en son biriyle boğuşmaya karar verir. Sonra mevzu büyür, emanetlere uzanılır, karşı taraf makinaya davranınca terörist abimiz de AK-47’sine (nam-ı diğer Kalashnikov) hallenip uçağın camında bir delik açar. Yandı gülüm keten helva, küçücük delik büyür de büyür, sonra bütün yolcular sevimli ayıcıklı jelibon taneleri gibi kollar bacaklar açık bir şekilde ‘Noooooo!!!!!’ diye bağırarak havaya savrulur. Artık nereye düşerlerse…

Halbuki çok değil, 2011 yılında Southwest Havayollarının maksimum irtifade seyreden uçağının damında pencere büyüklüğünde bir boşluk ortaya çıktı aniden. Ne kimse delikten dışarı fırladı, ne de delik gittikçe büyüdü… İşin garibi böyle bir şey ilk kez yaşanmıyordu. Açılan deliğin tam yanındaysanız ve kemeriniz bağlı değilse fırlamanız muhtemel, ama öyle uzaydaki kara delikler gibi yakaladığını içine çekip bilinmeze gönderen bir delik havacılık tarihinde henüz görülmüş değil.

Uçuş Efsaneleri

3. Oksijen maskeleri hiç bir işe yaramaz! Sadece güven ilüzyonudur!

Hah! Fight Club’ı izleyince gaza gelen adam! Sözüm sana! Onlar amca tabiriyle ‘film icabı’… İlginçlik katıyor hikayeye, biz de ağzımız açık izleyip doğrudur diye sağda solda anlatıyoruz. Şehir efsanesi olup çıkıyor sonra!

Kabin basıncının bir fonksiyonu da nedir biliyor musun? İçeride canlı taşınmasını mümkün kılmak. Çünkü bulunduğunuz noktadan 20.000 metre yukarı gittiğinizde oksijen değerleri çok zayıflar. Fight Club’ı izleyen arkadaşım, sen gelsene bir şöyle, konuşacağız… Dağ, dağcılık temalı filmlerden bir kaç tane izlediysen bilirsin, kesinlikle bir oksijen yetmezliği sahnesi olur. Hah, o sahne işte yüksek yerlerdeki oksijen sıkıntısına atıfta bulunuyor. Uçağın bulunduğu yükseklikle yeterli oksijeni alabilmek için oksijen maskesi şart!

4. Cep telefonu uçak düşürür! 

Elektromanyetik parazitler elektronik aletlerin kafalarını karıştırabilir, problemlere sebep olabilir, doğru. Fakat cep telefonunun uçak düşürdüğünü iddia etmek en hafif tabirle abartmaktır. Bir kere cep telefonlarının uçakların elektronik yapılarına zarar verdiğini destekleyen bilimsel çalışma sayısı ve niteliği tatminkar düzeyde değildir. Kaldı ki 2008’den beri bazı havayolları (Emirates Airlines, Qantas, Ryanair’in bazı uçuşları) zaten cep telefonu kullanımına izin vermektedir.

Yasağın nedenine dair ise iki teoriyle karşılaştım. Bir tanesi elektromanyetik parazit ihtimalinin dahi yasaklamak için yeterli olduğu yönünde. Bu akla yatkın bir teori aslında. İhtimal bile varsa, güvenlikten vazgeçmeyelim tarzı bir yaklaşım.

Bir diğer teori de uçaktan cep telefonuyla konuşan yolcunun, uçağın hızı nedeniyle çok kısa bir sürede çok fazla sayıda baz istasyonuna yük bindirecek olması ve bunun altyapıyı zorlayacak bir ihtimal olması. Aslında bu da akla yatkın olmakla birlikte, her ikisi de diyorum ben. Ama kalkıp da ‘Cep Telefonu Uçak Düşürür’ demiyorum tabi. 2009 verilerine göre toplam 6.5 milyon yolcu zaten uçağa binmeden önce telefonunu kapatmayı unutmuş!

Uçuş Efsaneleri

5. İçeride sirküle olan hava kirlidir! 

Böyle de bir inanış var. Uçağın içindeki havanın bir bakteri kumkuması, bir mikrop kumpanyası olduğunu bir çok kişiden duyabilirsiniz. İşin aslı ise uçak zaten içeri verdiği havayı dışardan alır, 10 küsür bin metrede ne kirliliği allasen? Onunla da kalmaz, Boeing’in iddiasına göre dışarıdan gelen havayı %99.97 oranında filtreler. Kaçımız evde havayı filtreliyoruz?

6. Uçağın düşerse kesin ölürsün! 

Çoğunlukla doğru… Fakat ‘kesin’ kelimesi yersiz bir iddiadan daha fazlası olma konusunda başarısız oluyor. Çünkü uçak kazalarında 2-3 kişinin canlı kurtulduğunu görmek çok da anormal sayılmaz. Daha iyisi de var! Amerika Ulusal Ulaştırma Güvenlik Kurulu verilerine göre 1983 – 2000 yılları arası uçak kazalarından kurtulma yüzdesi tam %95!

Daha iyisi bile var! Asiatic 214 yere çakıldı ve 307 yolcudan 304’ü bu büyük olaydan sağ kurtulmayı başardı! Geçtik!

7. Uçakta daha çabuk sarhoş olursun!

Bunu da kabin basıncına bağlıyorlar genelde. Sen nelere kadirsin ey kabin basıncı! Fakat evinizde hangi şiddette sarhoş oluyorsanız aslında uçakta da öyle oluyor. Değişen bir şey yok. Yalnız şöyle bir durum var, alkol dehidrasyona sebep olur, yani vücuttaki suyu emer, uçuş da belirli bir oranda dehidrasyona sebep olur. Yani uçuş esnasında alkol alırsanız daha fazla dehidrasyona maruz kalacaksınız ve bu da çok pis bir akşamdan kalmalık halini beraberinde getirecek.

Uçuş Efsaneleri

8. Uçak tuvaletlerinde birikenler havadan bırakılır, buz kütlesi halinde yere çakılır. 

Bu efsaneyi kim çıkardı gerçekten çok merak ediyorum. ‘Amerika’da bir evin çatısına düşmüş’ diye anlatılır da anlatılır. Yazılı bir kaynakta görmüşlüğüm yok oysa. Zaten uçak mekaniği gereği öyle Alman Blitz’leri gibi kapaklarını açıp hedeflenen noktaya bir şey bırakmaz, bırakamaz.

Ayrıca kanalizasyon sistemleri keşfedileli bin yıl oldu nerdeyse, hatırlamaz mısınız zayıf altyapılı şehirlerde ayda bir mahalleye gelen vidanjörü? Uçaklar da yere inerler, önce yolcuları ve bagajlarını sonra da çöplerini atıklarını paşa paşa teknoloji kullanarak boşaltır ve hayatına devam eder. Geçtik.

Yani uzun lafın kısası, efsanelere inanmayı çok seviyoruz. Önümüze bir SSCI’lı bir bilimsel makale, bir de Amerikan aksiyon filmi koysalar, gidip filme inanmayı seçiyoruz. Fakat kazın ayağı bizleri şaşırtmaya devam ediyor. Doğru bildiklerimizi, canım dediklerimizi (bu alakasız mı oldu?), yüzümüze vururcasına bir bir yanlışlıyor. Tabi teknik olarak cep telefonu Türkiye’de halen yasak olduğu için siz yine de uçağın cengaveri, efendime söyleyeyim bir ‘Bay Doğru’su’ olmaya kalkmayın. Sonra biz sorumluluk kabul etmiyoruz. 🙂

Summary
Binen Binmeyen Herkes İçin 8 Uçuş Efsanesi
Article Name
Binen Binmeyen Herkes İçin 8 Uçuş Efsanesi
Description
Havacılık ve uçaklarla ilgili en çok dile getirilen efsaneler... Cep telefonu uçağı bozar mı? Uçak düşünce hayatta kalma şansı var mı? Öğrenmek için tıklayınız...
Author

Leave a reply

Your email address will not be published.

1 + fourteen =